MAE ZAE

Mae Zae Karakoy

Günlerden pazartesi, sabah saat 10:00 civarı. Karaköy kendini dükkanlarıyla, café’leriyle mahalle sakinlerine bırakmış. Bugün ismini duyduğum ve merak ettiğim Mae Zae’yi keşfedicem ama adresi tam olarak bilmiyorum. Gayri ihtiyari, foursquare’deki hesaplarından adreslerini alıp lokasyonu tutturmaya çalışırken; belirtilen yere geldiğimde ortada aslında bir dükkan olmadığını görüyorum. Etrafıma bakınırken tam o sırada, bir araba yanaşıp önüme park ediyor ve içinden iki kişi ile bir Golden Retriever iniyor. Köpek halinden memnun ordan oraya koştururken bu enerji dikkatimi çekiyor ve az önce kadrajıma giren bu iki insanı gözlerimle takip etmeye başlıyorum. İnen kişinin bir yan sokağa girip kapısını açtığı dükkanın ismini okuyorum: Mae-Zae. Böylece kapısını birlikte açtığımız mağaza sahibesi Münire Hanım ile ayaküstü tanışmış oluyoruz. Birlikte içeri giriyoruz. Köpeği oradan oraya enerji saçarken, Münire Hanım o kadar içten bir şekilde sabah kahvesini hazırlıyor ki; kendimi sanki bir dostuma çaya gelmiş gibi hissediyorum. Bir yandan taze kahve kokusu, bir yandan arka fondan gelen hafif müzik bir pazartesi günü için fazlasıyla güzelken; etrafı keşfetmeye başlamamla ilham kanallarım iyice açılıyor.

Yazıldığı gibi okunan ve Sümerce olan Mae Zae kelimesinin anlamı, içerisinde mekanın konseptini de barındıyor aslında. “Mae: Ben – Zae: Sen” demek. Münire Hanım; ismin kafasındaki konsepte nasıl oturduğunu; “Ben birşeyleri bulup onları paylaşmak istiyorum. O paylaştığım şeyler de “sen”lere ulaşıyor aslında” şeklinde açıklıyor . Telaffuzu herkes tarafından kolay anlaşılamadığı için, insanların zamanla Karaköy’de dükkanını “Mae-Zae”den evrilen şekliyle “mağaza” olarak telaffuz etmesini de hiç yadırgamıyor. Çünkü sonuçta kendi deyimiyle Mae-Zae; “içinde eski ile yeni ürünlerin buluştuğu ama mutlaka bu ürünlere bir tasarımcı elinin değdiği bir mağaza”.

İstanbul’da matematik mühendisliği okumasına rağmen okulu bitirdiğinde bu işi yapmak istemediğini fark edip Amerika’ya giden ve pazarlama iletişimi okuyan Münire Hanım, sonrasında bir süre özel şirketlerde pazarlama alanında çalışmış. Bir yandan da aile şirketleri olan ve “babamın bebeği” dediği Alabaz aydınlatma ile ilgilenmeye başlamış. Hiçbir zaman fazla miktarda üretim yapmadıkları, özel ve butik tasarımlara yöneldikleri aile işinde; bir şekilde içindeki tasarıma olan ilgisi ortaya çıkmış.

Münire Hanım 2008 yılında şirket hayatını bırakıp çok beğendiği bir marka olan ve Türkiye’de bulunmadığını öğrenince, marka sahiplerini ikna ederek Türkiye distribütörlüğünü aldığı İsveç saat markası Triwa’yı da Mae Zae’de bulabileceğiniz ürünler arasına yıllar öncesinden eklemiş. Triwa saatlerinin yanı sıra, ambalajını çok beğendiği ve Floransa’da üretilen Marvis diş macunlarını, illustrasyonlarını çok beğendiği ve kendisinin bile ilham aldığı çocuk hikaye kitaplarını, Alabaz aydınlatmalarını ve daha birçok tasarımcıya ait dekoratif ve vintage ürünler ile takıları da sergilediği ürünler arasına dahil etmiş. Yani genel tabloya bakıldığında, bir hikayesi olan ve insanlara ilham verecek herhangi bir tasarım burada kendisine yer edinebilir. Çünkü burası yaratıcı olan herkesin kendini ifade edebileceği bir mekan. Öyle ki, dükkanı gördükten sonra aldığı ilhamla yeni üretimler yapan tasarımcılar bile mevcut. Bu yüzden Münire Hanım, uluslararası ve kaliteli bir kitlesi olduğuna inandığı Karaköy’ü seçmiş. Her tür yaratıcı işe açık, emeğe saygı duyan ve değer bilen bir kitlenin var olduğuna inanıyor bu semtte.

Münire Hanım’ın kafasında, ilk başlarda böyle büyük bir yer tutmak olmasa da; kendisine beş kez gösterilen şu anki dükkanı, beşinci görüşünde sevmeye başlamış. Çünkü kafasından geçen yüzlerce projenin hiç değilse bir kısmını gerçekleştirirse mutlu olacağı boyutta bir alana, istediği her şeyi dahil edebileceğini fark etmiş. Her ayrıntısıyla kendisinin ilgilendiği mekanda, eğer “öyle hissederseniz” oturup ürünleri daha uzun inceleyebileceğiniz bir kahve barı da bulunuyor. Barın hemen yanındaki şömine köşesinin kışın vereceği keyfi hayal bile edemiyorum. Grupların toplantılarını yapabileceği uzun masası ve hatta özel gecelerin kutlanabileceği alanı ile workshop’lara ve atölyelere de ev sahipliği yapacak olan Mae Zae hem ürünleri hem konseptiyle çok amaçlı gözüküyor. Özellikle maharetli aşçıların hazırladığı özel menülerin sunulacağı ve sadece 20-25 kişinin katılabileceği “özel yemek geceleri” düzenlemek de Münire Hanım’ın kafasındakı projelerden sadece biri.

Hem kendisinin, hem de bu “life store”a gelen insanların ve tasarımcıların bir anlamda “oyun oynama alanı” ve ilham noktası olan Mae Zae; aslında herkesin. Çünkü Münire Hanım’ın da deyimiyle İstanbul’da hepimizin böyle bir yere ve ilhama ihtiyacı var. Bu yüzden siz de geç kalmadan Mae-Zae’nin “Why Not Now” yazılı merdivenlerinden inip, her biri hikaye dolu tasarım ürünlerinden etkilenmekle kalmayın, içinizden geliyorsa uzun masasının etrafında kahvenizle biraz soluklanın. Çünkü sizin gibi ilham dolu ve sizinle tanışmayı bekleyen başka insanlar ve hikayeler var orada.

Adres : Kemankeş Karamustafapaşa Mahallesi, Hoca Tahsin Sokak No.16/A Karaköy.

* Bu yazı ilk olarak Match Up Mag dergisinin Kış 2015 baskısında yayınlanmıştır.

email
Tugce Uluurgun

I love talking about nothing. It is the only thing I know anything about.

Ilk yorumu siz yazın!