SIVI DETOKS VE ÇİĞ BESLENME KAMPI

Sianji Wellbeing Resort detoks

Doğa her sene mevsim geçişleri yaşıyor ve bunu yenilenmek, yeniden doğmak için yapıyor. Ben de bu yenilenmeyi kendi bedenime sunmak için Sianji Wellbeing Resort‘da, 4-11 Nisan tarihleri arasında, 1 haftalık sıvı detoks programına katıldım. Aslında daha önce Vipassana kampına katıldığım Osho Meditasyon Merkezi’nin ikinci kampı Sianji’de olacaktı. Böylece 1 hafta boyunca koşulsuz ve sınırsız meditasyona ek olarak hep denemek istediğim sıvı detoksu yerinde yapabilecektim. Sianji’deki uzmanlar datam bir arınma sağlayabilmek için, detoks programını uygularken meditasyon veya en azından rahatlama içeren aktiviteleri öneriyorlar. Bu yazımda sıvı detoksu, öncesi ve sonrası hakkında deneyimlediğim ve öğrendiğim her şeyi bulacaksınız. İlk olarak otel ve konsept hakkında fikir vermesi açısından sizi aşağıdaki “Sianji detoksda 1 gün” videosu ile başbaşa bırakıyorum :

Sianji ismi hatırlarsanız daha önce otelin “Çiğ beslenme ve detoks uzmanı” Çisem Çakır ile olan röportajımda geçmişti. Sianji Wellbeing Resort aslında tam bir spa ve detoks vahası. Bünyesinde detoks konusunda uzman diyetisyen ve çalışanlar var. Ayrıca Avrupa’nın “En İyi Spa&Wellness Resort” ödülüne sahipler. Bu yüzden giderken içim rahattı zaten. Sanırım bu ödüllerinden dolayı da otelde Türklerden çok dünyanın her yerinden kampa gelen turistler vardı. Otelin konumu ise, dünyanın enerji merkezlerinden biri kabul edilen Bodrum-Gümüşlük’e çok yakın, 2 ley hattının birleştiği yerlerden birinde.

Detoks Çeşitleri

Öncelikle detoks için yer seçimini yaptıktan sonra geriye detoks öncesi hazırlıklar kalıyor. Bu hazırlıklar detoksa başlamadan önce, detoksun daha kolay ve acısız geçmesini sağlayan ve “pre-detox” dönemi de denilen detoks öncesi hazırlıkları kapsıyor.

Bize, kampa gitmeden önce Sianji’nin detoks programı kapsamında sunduğu 3 çeşit detoks türünden bahsetmişlerdi :

1- 80/20 alkali beslenme : Gün içinde bir öğünde alınan besinlerin %80 alkali, %20 asidik olduğu beslenme şekli. (Ki aslında normal hayatımızda olması gereken ideal beslenme şekli bu oluyor :) ) Bu beslenme diğer iki detoks türüne göre uygulaması daha kolay ve beslenme şeklinde çok da radikal bir değişiklik gerektirmeyen bir beslenme.

2- Çiğ beslenme detoksu / Raw food detox : Gün içinde alınan bütün besinlerin çiğ olduğu ve hiçbir ısıl işleme tabi tutulmadığı beslenme şekli. Bu beslenmeyi seçerseniz gün içinde sadece meyve ve yeşillik yiyecekmişsiniz gibi gelse de Sianji bu konuda o kadar yaratıcı ki; raw kumpirden, pizzaya, hamburgere kadar size inanılmaz görsellikte ve lezzette öğünler sunuyor.

3- Sıvı detoksu / Master detoks / Juice cleansing : Benim uyguladığım ve çok çok memnun kaldığım, gün içinde sadece sıvı ile beslenilen detoks çeşidi.

Zaten otele ilk vardığınızda diyetisyen ve detoks uzmanı ile konuşarak ölçümleriniz doğrultusunda kendinize en uygun detoks şeklini seçebiliyorsunuz. “Bana hangisini önerirsin?” diye sorarsanız ise böyle bir yere gitmişken sıvı detoksu uygulamanızı öneririm. Çünkü hem zaman kısıtlaması açısından hem de ürünleri bulmak çok kolay olmadığı için bu karışımları evde kendi kendinize yapmanız zahmetli olacaktır.

Detoks öncesi :

Bir detoks programına vücudu ve bünyeyi hazırlamak için; detoksun başladığı günü beklemektense, bir hafta ya da hiç değilse üç gün öncesinden hazırlanmaya başlanmalı. Böylece hem detoks sürecini daha az sancılı geçirir (ve detoksifikasyon krizlerine girmezsiniz) hem de detokstan maksimum faydayı sağlamış olursunuz. Detoks öncesinde bütün hayvansal gıdalar ve süt ürünleri tüketiminin bırakılması gerekiyor. Bu yasağa beyazının alkali besin olduğu yumurta dahil değil. Ben vejetaryen olduğum için bu konuda çok zorluk çekmedim ama normalde et vb tüketenlerin mutlaka bu süreci göz ardı etmemelerini öneririm. Ben de bir hafta öncesinden başlayarak hayvansal gıda olarak tükettiğim iki besinden biri olan peyniri bıraktım. Bunlara ek olarak; kahve, çay, alkol, asitli içecekler, paketlenmiş meyve suları ve yeşil çayın da (kafein içerdiği için) bırakılması gerekiyor.

Tüm bunları bırakma konusunda çok bir problem yaşamadım; ta ki kahve konusuna kadar :) Ben normalde de içmesem bile bir şey okurken veya yaparken sırf keyif için kahve hazırlamayı, demlemeyi ve onu gözümün önünde görmeyi seven biriyim. (Benim gibi içmese de kahveyi hazırlayıp baş ucuna koyan başka bir deli daha var mı merak ediyorum.) Bu anlamda hiç kahve içmemek beni ilk 3 gün zorladı. Kendimi kahvenin kokusuna ve tadına o kadar alıştırmışım ki, “bir iş yapmak” otomatikman beynimde kahve içmek ile özdeşleşmiş. Bu yüzden ilk üç gün kendimi biraz sersem gibi hissedip, elle tutulur bir şey üretemediğimi hissettiğim zamanlar oldu. Bir iş yaparken bir şeyler içme dürtüsünü, kahvenin yerine detoks öncesi izinli içeceklerden olan mineral suyu ile değiştirmeye çalıştım. Bu şekilde devam ederken, dördüncü gün kahve ile ilişkimde kendi adıma çığır açacak bir şeyin farkına vardım. Kahve içtiğimde zirve yapan enerjim ve odaklanan bünyem, akşama doğru daha fazla kafein istediği için yorulmaya doğru kayıyordu. Dördüncü günden itibaren kahveyi çok aramamakla birlikte akşam saatlerinde daha enerjik olmaya başladım. Detoks sonrasında da ağzıma bir ay daha kahve sürmedim. Tabii ki özellikle iyi kahveden vazgeçmeye gerek yok ama bir bağımlılığı daha kırmanın kimseye zararı dokunmaz :)

Eee bütün hayvansal gıdaları bırakıp biz bir hafta özellikle kahvaltıda ne yiyip ne içeceğiz diye soranlara da şöyle örnekler gösterebilirim :

Kamp öncesinde ve sonrasında hayatınızın geneline de uygulayabileceğiniz diğer küçük ama etkili değişiklikler şöyle :

– Her gün kilonuzun  %6’sına karşılık gelecek kadar litre alkali su için. Alkali suyunuzu 1 lt. suya yarım çay kaşığı bikarbonat koyarak kendiniz hazırlayabilirsiniz.

– Gününüze bir bardak limonlu suyla başlayın. (Suyunuzu alkali yapmak isterseniz limon, elma sirkesi veya bikarbonat kullanabilirsiniz.)

– Sofra tuzu kesinlikle kullanmayın. (Sadece detoks öncesi değil tamamen hayatınızdan çıkarın.) Onun yerine Himalaya tuzu kullanin. (Nedeni için Kundo.co’da yer alan “ürün hakkında” bölümünü okuyabilirsiniz.) Himalaya tuzunu da yemeği pişirirken değil, pişirdikten sonra koyun.

– İçebiliyorsanız her gün taze sıkılmış meyve, sebze suyu için. Portakal suyunu çok fazla asidik olması sebebiyle tercih etmeyin.

Detoks süreci :

Otele vardığınız zaman ilk iş olarak vücut analiziniz ile birlikte kilonuzu ölçüyorlar. Uzman eşliğinde detoks şeklinize karar verdikten sonra ilk güne başlıyorsunuz. Zaten özellikle sıvı detoks bölümünde çalışan tüm personel o kadar bilgili hale gelmiş ki, beş dakikalık bir sohbet bile size, daha önce vücudunuz hakkında hiç bilmediğiniz şeyler kazandırıyor. Hatta eğer isterseniz otelde detoks programı kapsamında haftalık seminerler de veriliyormuş.

“Master/sıvı detoks” ile “raw food detoks”un menüleri genel hatlarıyla şu şekilde :

sianji bodrum_master detox

sianji bodrum_raw food detox

– İlk gününüzde size bir dil temizleyicisi ve kuru vücut fırçası veriliyor. Bunları her sabah kullanarak rutininiz haline getirmek detoks sürecini hızlandırıyor. Bu iki küçük şeyin vücudumuza yararlarını öğrendikten sonra ben günlük rutinimin bile bir parçası haline getirdim. Sabah kalktığınızda ilk iş olarak, dil temizleyicisi ile dilinizi temizlemelisiniz. İnanin hiçbir şey yememenize rağmen sabahları dilinizin üst tabakasında biriken beyazımsı, sarımsı tabakayı görünce şok olacaksınız. Neyse ki bu sizin temizlenme sürecinden geçtiğinizi gösteriyor. Sabah herhangi bir şey içmeden önce bu tabakanın temizlenmesi gerekiyor ki dil üzerinde gece boyunca biriken toksinler tekrar sisteme geri gönderilmesin. Daha sonra, kuru vücut fırçası ile ayak tabanlarınızdan başınıza kadar tüm vücudunuza dairesel hareketler ile masaj yapıyorsunuz. Adı üstünde; vücudunuz ve fırça kesinlikle kuru olmalı. Bu da bütün dolaşım sisteminizi harekete geçiriyor. Lenf bezlerinde biriken toksinleri arındırıyor, kan dolaşımını düzenliyor ve metabolik atıkların çıkış noktası olan gözeneklerin açılmasına, sinir sisteminin canlanmasına yardımcı oluyor. (Evet 5tl’lik bir kuru vücut fırçası)

– Detoks boyunca hiçbir parfüm, makyaj ürünü, deodorant gibi kimyasal madde içeren ürünü kullanmamanız gerekiyor. Ben zaten bunların sadece doğal ve kimyasal içerik barındırmayanlarından kullandığım için bir sorun yaşamadım. Fakat aksini yapanlar için detoksa gelmeden önce doğal içerikli sabun ve deodorant getirmeleri yerinde olur.

– Özellikle master detoks programını yapanlar için önerilen, bir nevi bağırsak temizligi olan Kolema uygulamasını otelde yaptırabilirsiniz. Buna ek olarak, detoksu destekleyici ozon terapileri, ozon sauna (önce buhar ardından ozon verilen kabinler), infrared sauna (NASA tarafından keşfedilen, klasik sauna sistemine göre 7 kat daha fazla toksin atmayı sağlayan ve Mehmet Öz’ün “Parmağınızı bile kıpırdatmadan 700 kalori yakmanız mümkün..” dediği sistem) ile lenf drenajı gibi terapiler de mevcut.

– Program boyunca sizin için hazırlanan shake’ler mevsim meyve ve sebzelerine göre değişiklik gösteriyor. Bazı öğünlerde shake’lerin içine “psylium fiber” denilen ve temelde “diyet lifi” olan bir toz katılıyor. Bu toz ne işe mi yarıyor? Karaciğer bizim detoks yapan organımız. Karaciğerden atılacak toksinler bağırsağa geliyor. Eğer bağırsak hareketleri yavaşsa ve yeterince lif yenmiyorsa bu toksinlerin çoğu vücut tarafından geri emiliyor. Psylium bu noktada, bağırsağa gelen bu toksinlerin geri emilimini azaltıyor. (Her gün düzenli ve yeterli lif alımı yapmıyorsanız dışarıdan toz ya da tablet şeklinde takviye alabilirsiniz.)

– Psylium’a ek olarak yeşil bir tablet gibi görünen ve mavi yeşil alg olan, benim de günlük hayatta protein takviyesi için kullandığım spirulina haplarından takviye olarak alıyorsunuz. Spirulina yüksek derecede klorofil ve B12 vitamini içermesi ile de ünlüdür.

– Programdaki içeceklere ek olarak detoks süresince Sianji tarafından temin edilen ve ph’i 10 olan alkali sular tüketiliyor. (Ph 7 nötr iken, 7 nin üstü alkali olarak kabul edilir.) Aralarda menü dışında sınırsız bitki çayı (yeşil çay hariç), bütün baharatlar özellikle tarçın (kan şekerini ve insulini düzenlediği için) serbest. Ayrıca günde en az 6 kupa dolusu detoks çorbası (içinde 242423 tane sebzenin ve güzelliğin bulunduğu bir çorba) içmek tavsiye ediliyor. Ha zaten bu kadar sıvıya bir de 6 kupa çorbayı nasıl içeyim diyorsanız orası da doğru.

– Gece yatmadan sindiriminiz için probiyotik haplardan alıyorsunuz.

– En önemlisi detoks süresince sakız çiğnemek dahil en ufak bir çiğneme hareketi yapılmıyor. Çiğneme mide suyunu harekete geçirdiği için acıkma hissi yaptığından çiğnemeye dair her şey yasak.

– Gün içinde iki kez buğday çimi suyu (wheatgrass juice) içiyorsunuz ki bu beni en cok mutlu eden kısım oldu :) Günde 2 ons’dan (59ml) fazla içilmemeli zaten bu su. Neden mi? :

%70 klorofil içerdiği için kendisine adeta “konsantre güneş gücü” de denilen buğday çimi suyu; A,D,E,K vitaminleri ile 92 adet minerali ve normal hücreleri etkilemeden kanserli hücreleri seçerek yok ettiği bilinen laetril (B-17) dahil geniş bir B vitamini miktari içeriyor. Vücutta hücre ve dokuların yenilenmesini, yeniden yapılanmasını ve canlanmasını sağlıyor. Vücuttaki ilaç artıkları ile kimyasalları ve karaciğeri temizliyor. Gerekli tüm amino asitleri içerdiğinden tam bir protein ve aynı zamanda birçok otorite tarafından tam gıda olarak kabul ediliyor.

Suyu içmenin en ideal yolu, onu ağzınızda “hışırdatmak” ve yutmadan önce sindirim enzimlerinizle karıştırmak. Sadece 59 ml buğday çimi suyunun besin değeri 2 kilodan fazla taze sebze suyuna eş değer. Bu su oldukça tesirli ve konsantre olduğundan yaklaşık 30 ml’si bile mide, karaciğer, pankreas ve dolaşım sistemleri için kuvvetli bir arındırıcı oluyor.

Kendi evimde nasıl yetiştirebilirim diyorsanız şuradaki infografiğe , gerekli malzemeleri nereden bulabilirim diyorsanız benim de memnuniyetle alışveriş yaptığım ve müşteri hizmetlerinden çok memnun kaldığım Kundo.co’nun buğday çimi sayfasına göz atabilirsiniz. Fakat bana sorarsanız evinize hazır çim suyu siparişi vermektense kendiniz yetiştirip için. Çünkü buğday çimi suyunun sıkıldıktan sonra hemen içilmesi gerekiyor.

– Bazı insanlarda detoks süresince çeşitli detoksifikasyon semptomlarına rastlanabiliyor. Ben ciddi ve gözle görülür bir semptom yaşamadım. Bu etkilerin görülmesi de kötü bir şey değil, aksine vücudun toksinleri attığını gösteriyor. Detoksun iki safhası var. 1. safha; ilk 3 günde toksinlerin harekete geçmesi ve reaktif olması şeklinde kendini gösteriyor. 2. safhada; yani 3. günden sonra ise asıl detoks safhası başlıyor. Toksinler nötralize olmaya ve vücuttan çesitli yollar ile atılmaya başlıyor. Semptomlar ve süreleri kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte, en çok karşılaşılanlardan biri baş ağrısı oluyormuş. Bunun tamamen kafein bağımlılığına istinaden ortaya çıkan bir semptom olduğu ifade ediliyor. Ayrıca hiçbir şey yenmemesine rağmen şişkinlik hissedilmesi ise sindirilmemiş gıda kalıntılarının, bağırsak plaklarının temizlenmesi sonucu vücudu terk etmesi ile açıklanıyor.

Ben Sianji’nin raw food / çiğ beslenme mutfağının çok iyi ve geniş olduğunu bildiğimden onları tatmadan otelden ayrılmak istemedim. Zaten sıvı detoks sonrası normal beslenmeye geçmeden önce hafif bir geçiş yapılması gerektiğinden, kampın son iki günü raw food grubuna kaydoldum. Böylece gerçekten de pizzadan, çiğ köfteye, sushiye ve makarnaya kadar her şeyin çiğ ama çok lezzetli olduğu menüleri de tatmış oldum. (Aşağıda sırasıyla: raw burger, raw lazanya ve raw sushi görselleri var.)

rawlazanya4-e1419849678955

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sianji bodrum_raw sushi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Peki çiğ beslenme nedir?

Raw food yani canlı besinler, herhangi bir ısı ve kimyasal işlem görmemiş, besin değeri açısından zengin ve hücrelerimizi en iyi besleyen besinler. Yiyecekler pişirildiğinde besin değerleri azalmakla birlikte, ısıdan dolayı amino asitler bozulup besinlerin içindeki su ve oksijen kaybolur. Vitaminler, mineraller, antioksidanlar, lifler ve fitokimyasallar zarar görür. Yüzde yüz olmasa da, ağırlıklı olarak canlı besinlerden oluşan bir beslenme düzenine geçildiği takdirde, vücut yıllardır biriktirdiği toksinleri bünyesinden kolaylıkla atacak hale gelebilir. Karaciğer ve böbreklerimiz zamanla toksin atmak için daha az uğraşacağından organlarımız dinlenmeye ve kendilerini yenilemeye de daha çok enerji ayırabilir hale gelirler. (Daha önce Çisem ile yaptığım raw food röportajını okuyabilirsiniz.)

Detoks sonrası ve sonuçlar :

Detoks programından sonra aynı detoks öncesi gibi bir geçiş dönemi verilmesi gerekiyor vücuda. Çünkü vücuttaki toksinlerin ve artıkların çoğu gittiğinden vücudun emilimi artıyor. Bu yüzden de vücuda yüksek derecede besin değeri sağlayacak gıdaları tercih etmek gerekiyor. Aslında bu aynı zamanda, her zaman yüksek yarar sağlamak için yediğiniz ama kim bilir vücudunuzun ne kadarını enzimleyebildiği meçhul gıdaları tüketmenin en güzel zamanı olacaktır.

Benim detoks sonucum ve yorumlarıma gelince :

– İlk olarak eğer gerçekten tam anlamıyla detoks yapmak ve vücudu toksinlerden arındırmak isteniyorsa yukarıda anlattığım gibi birçok küçük ama önemli detayı atlamadan bu süreci tamamlamak gerekiyor. Bu yüzden şimdilerde çok moda olan ve sadece eve gönderilen günlük 5 adet içecekten oluşan detokslar tamamıyla yeterli değil.  Bunu hem kendi tecrübeme hem de konuştuğum detoks uzmanlarının görüşlerine dayanarak söylüyorum. Tabii ki bu tür şeylerin arada yapılması sindirim sistemini rahatlatabilir ve hiç yoktan iyidir ama dediğim gibi detoks kampı ile karşılaştırıldığında etkisi çok minimumda kalacaktır.

– Herkesin en çok merak edip sağlık yararından çok önemsediği kilo kaybına gelince :) ; bizim kampta 6 kilo veren de oldu 2 kilo veren de. Bu tamamen bünyeden bünyeye ve o kişinin gündelik hayatında nasıl beslendiğine göre değişse de; dikkat edilmesi gereken nokta tabii ki kilo kaybının kastan mı yoksa yağdan mı olduğu. Ben detoks süreci boyunca yani 7 günde 3 kilo kaybettim. Bunun 3 kilosu da yağdan gitti. Hatta üstüne 300 gr kas kazandım :)

– “Ben normalde çok yemek yerim, sadece sıvı ile nasıl besleneceğim?” diye kesinlikle düşünmeyin. Bu şekilde düşünüp sıvı detoks yerine çiğ beslenme veya 80/20 alkali beslenmeyi seçenler inanın sıvı detokstakilerden daha çok acıktı.

– Bu detoks süreci boyunca en çok hoşuma giden şeylerden biri; yemeğe ayrılan zamanın minimuma inmesi oldu. Biz aynı zamanda meditasyon kampına da dahil olduğumuzdan, verilen kısa aralarda yemeklerimizi yememiz gerekiyordu ve sıvı ile beslenince o sıvıyı tüketmek o kadar kısa zamanınızı alıyor ki yemeğin aldığı hazırlama, pişirme vs süresinden kurtuluyorsunuz. Bu küçük bir ayrıntı gibi gözükse de işin içine girince inanılmaz rahatlatıcı ve zaman kazandırıcı oluyor. O yüzden sanırım en büyük hayallerimden biri evime bir “juice bar” kurmak ve oraya bana her gün günlük, taze kilolarca meyve ile sebzeyi yıkayıp sularını hazırlayan bir şef koymak olurdu :))

– Sonuç olarak böyle bir tecrübe yaşamayı size önerir miyim? Kesinlikle! Ama eğer yapabiliyorsanız evinizde değil; temiz hava alabileceğiniz, dışardan beslenmenin yanı sıra kolema gibi temizliklerinizin de yapılabileceği ve mental olarak da kendinizi detoksa sokabileceğiniz bir yerde.

Bonus olarak da Sianji’de detoks kampı boyunca öğrendiğim ve daha önce bilmediğim birkaç beslenme bilgisini paylaşmak istiyorum :

– Meyveler tek başına tüketilmeli. Yani herhangi bir öğün ile veya sonrasında yenilmemeli. Mümkünse ikiden fazla meyve karıştırılmamalı. Kavun ise hep tek başına yenmeli. Bunlar yapılmadığı takdirde vücut yenileni sindiremediği icin hazımsızlık ve kilo alımı gibi durumlar çıkıyor.

– Karbonhidrat ve proteinler karıştırılmamalı. Sindirim açısından en doğrusu bu şekildeymiş.

– Buğdayın artık genetiği ile ne kadar oynandığını mutlaka okumuşsunuzdur. (Daha ayrıntılı okuma için Gogosbakery’nin görsellerinde sağ altta bulunan info kısımları bilgi dolu.) Bu yüzden kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri genetiği ile oynanmamış yerli tohum buğdayları ile yapılmış, doğal ekşi mayalı ekmeklerden almak. (Nerelerden alabilirsiniz görmek için tık. ) Toptan alıp benim gibi buzluğa da atabilirsiniz. Sianji’de öğrendiğim bilgiye gelince, bu ekşi mayalı tam buğday ekmeklerini de glisemik endekslerini düşürmek için mümkünse kızartarak tüketmek gerekiyormuş.

– Son zamanlarda birçok yerde okuduğum, duyduğum ve araştırdığım bir konu Sianji’de de karşıma çıktı : Haftada bir gün bir şey yememek. Ama yemeği tamamen kesmek de değil. Örneğin, öğlen 12’ye kadar kahvaltı ve hafif bir öğle yemeği yedikten sonra ertesi gün yine öğlen 12’ye kadar sadece sebze meyve suyu (tabii ki taze sıkılmış), sebze çorbası, bitki çayı veya çim suyu tüketmek. Bunu arada yapmak vücudunuzu inanılmaz dinlendirip kendine getirecektir. Hiçbirini yapamıyorsanız Ayşegül Çoruhlu’nun “Alkali Diyet” kitabında bahsettiği, Amerikalıların “dinner cancelling” dediği, haftada 1 gün akşam yemeği yememeyi deneyebilirsiniz. (Özel bir rahatsızlığınız veya durumunuz varsa tabii ki doktorunuzla konuşmalısınız.)

Umarım detoks konusuyla birlikte birçok şey hakkında fikriniz olmuştur. Sorularınız varsa sormayı unutmayın. Bu yazının devamı; Sianji’deki çalışanların “başucu kitabımız” dediği için alıp okuduğum, “Alkali Diyet” kitabının özeti olacak :)

Kaynaklar :

– Sianji Life Manual

– Wheatgrass; Nature’s Finest Medicine / Steve Meyerowitz

*Başlıktaki görsel Sianji Bodrum’dan, raw lazanya görseli Çisem Çakır’dan alınmıştır.

email
Tugce Uluurgun

I love talking about nothing. It is the only thing I know anything about.

Ilk yorumu siz yazın!