ALAÇATI REHBERİ VOL II

Alaçatı Hacı Memiş

Alaçatı rehberi 2015 Vol I‘den sonra, Vol II yüksek sezondan dolayı ister istemez daha acımasız ve kesin yorumlar içerdi. İlk olarak Vol I’de yazın başında gittiğim yerlere ağustosta tekrar gidince ya çok farklı manzalarla karşılaştım (Kapari Bahçe’de olduğu gibi) ya da birkaç eksik yanın türediğini fark ettim. Neyse ki bunları vol I’de ilgili yerlerin altına “düzeltme” başlığı ile ekledim. Şimdi buyrun geri kalan mekanlara :

YEME – İÇME

Fava

Yüksek sezon ağustostaki müşteri bolluğundan nasibini almış Alaçatı mekanları arasında Fava size ilaç gibi gelen, kendinizi hak ettiğiniz tatilde hissettiren bir yer. Güler yüz ve ilgileri ile keyif almak için mutlaka gitmenizi önerebileceğim yerler arasına girdi.

İki odalı bir otel olan büyük taş evin arka bahçesine konumlanan restoran, sizi İtalya’da bir yaz gecesinde gibi hissettiriyor. Eğer dikkatle bakarsanız, bu büyük bahçeye birkaç masa daha koyabileceklerini fark ediyorsunuz ama işletmecisinden; daha fazla masanın müşterilere daha az ilgi olarak döneceğini, bu yüzden böyle bir tercihte bulunmadıklarını öğreniyorsunuz.  Tam bu sırada dipdibe koydukları masalarla müşteri alan ve servisi geç getirdiklerinde kalabalığı bahane gösteren Kapari Bahçe geliyor aklıma.

Fava’daki garsonlar ne başınızda bekleyip tabağınızı bitirir bitirmez önünüzden alıyorlar, ne de birini bulmak için yarım saat eliniz havada bekliyorsunuz. Bütün ilgi ve alaka tam olarak yerli yerinde ve olması gerektiği gibi. Menüde enginar ve elmalı “Alaçatı Rüzgarı”ndan, “Atatürk Mezesi”ne kadar başka restoranlarda görmediğim farklı mezeler var. Taş evin arka bahçesinde hafifçe çalan türkçe müzik de keyfinize keyif katıyor. Üstelik çalan müzikleri Spotify’da işletmecisinin hesabı “Borayhan”dan bulabiliyorsunuz. Müşterilerine ve restorana olan birebir ilgisinden dolayı, sahibi sandığımız Borayhan bey bizi epey şaşırtttı ve memnun etti.

Küçük bir detay olarak, eğer rezervasyon yaptırırsanız aşağı taraftaki çimli bölümde değil de giriş tarafında olmak istediğinizi söyleyin ve bana güvenin :)

(Adres : Kemalpaşa Cad. No 108 Tel : 0232 7168688)

Babushka Alaçatı

Babushka, Rusça’da “anneanne / babanne mutfağı” demekmiş. Sahipleri Rus asıllı Olga hn. ile eşi, “anneanne mutfakları”nı rus ve türk esintileri ile yaratmışlar. Çok salaş ve bir o kadar mütevazi bir bahçeye sahip Babushka’nın menüsü de az ve öz. Hatta ilk başta görünce şaşırabilirsiniz. Fakat lezzetler ve orjinallik o kadar yüksek ki, yiyince hayrete düşeceksiniz. Bizim bütün gittiğimiz restoranlar içinde Dutlu Kahve ile birlikte her mezesini beğendiğimiz yer burası oldu. Ayrıca bir süre sonra, Alaçatı’daki her restoranda aynı mezeleri yemeye başladığınızı fark ediyorsunuz. Burada olan mezeler ise başka hiçbir yerde yok. Tavsiyem; mesela 3 kişi iseniz, Babushka meze set’ten alıp yanına ekstralardan söylemeniz ve mümkün olduğunca çok meze tatmanız yönünde olur.

Tahinli patlıcan “esmer güzeli”, kendi yapımları süzme yoğurttan yaptıkları “Babushka katı cacık”, içine yapılan eklemelerle yeni bir lezzet haline gelen “Olga’nın deniz börülcesi”, keçi peynirli “inatçı pancar” Babushka’nın ekşi mayalı ekmeği ile bir harika oluyor. Bunların yanına mutlaka içine sıcak keçi peynirinin konulduğu “asma yaprağında keçi peyniri” ile bizim bayıldığımız bol otlu, peynirli kızartılmış gelen “kabak çiçeği”ni denemelisiniz.

Bonusa ise henüz gelmedim. Alaçatı’da sadece burada gördüğüm, restoranın sahibesi Olga hn.’ın mutfaktan çıkıp masanıza kadar gelerek; yemekleri ve Babushka’yı nasıl bulduğunuzu sorması zaten Babushka’yı aklınıza iyice kazıyor. Benim de Alaçatı’da mutlaka gidilmesi gerekenler listeme giren Babushka’yı mutlaka ve mutlaka size de öneririm.

(Adres : 1044. Sk. No:10 Tel : 0232 716 0070)

Alancha

Alancha, moleküler gastronomi mutfağı sunan ve bu anlamda Alaçatı’daki diğer restoranlardan ayrılan bir yer. Hacı Memiş’e girmeden tepeye çıktığınızda oraya konumlanan Alancha size bir Alaçatı manzarası sunuyor. Ben görmesem de gün batımlarının güzel olacağını düşünüyorum.
Restorana girdiğinizde sizi bir ağızdan “hoşgeldiniz” diyerek karşılıyorlar. Akşamınız boyunca da bu ilgi kesilmeksizin devam ediyor. Alancha’da 4 çeşit set menü var. Başlangıç, ara sıcak, ana yemek ve tatlı olmak üzere seçimlerinizi yapıyorsunuz. Fakat bizim gibi yanılarak tatlı yemek zorunda olduğunuzu düşünmeyin çünkü o ekstra olarak görülüyor. Yani set menü’den 3 çeşit seçmeniz de yeterli. Porsiyonlar küçük ve Tabla’daki gibi sanat eseri tadında. Ayrıca Alaçatı’daki en pahalı restoran da olabilir. Bunu bilerek giderseniz hayal kırıklığına da uğramazsınız. 4 set menüden birer yemek vejetaryen olduğu için biz onları seçik. Mısır ile yaptıkları ara sıcak harikaydı. Ama diğerleri için harikaydı diyemicem, güzellerdi. Tatlılar ise, özellikle baklava düşündüğünüzden çok daha farklı bir sunum ile geliyor ve bence denenmeli.
Yemekler bir yana kokteyller ise mutlaka ve mutlaka tadılmalı diye düşünüyorum. Çünkü böyle bir uzmanlık ve barmeni her yerde bulamayabilirsiniz. Kokteyller icin menü yok. Siz garsona nasıl bir şey içmek istediğinizi söylüyorsunuz, o size önerilerde bulunuyor. Her birinin içinde min 16 adet içerik olduğu için ben hepsini ezberleyemedim tabi ama; narenciye kabukları, dereotu ve yeşil biber içinde 3 ay bekletilmiş cin kokteylim “antioksidan” gayet güzeldi. Aşağıdaki martini bardağında gördüğünüz ise yemek öncesi iştah açan acılı, jalapenolu, bardağın etrafına 30 çeşit baharatın sürüldüğü bir içecek. Kokteyllerin fiyatları 45TL. Yemek setleri ise, biz vejetaryen denediğimiz için diğerlerinin fiyatlarını bilemiyorum, iki kişi kokteyller dahil 450TL gibi bir hesap ile geliyor.
Eğer moleküler gastronomiye meraklıysanız, Alancha’nın İstanbul Maçka’daki şubesinde tadım menülerini de deneyebilirsiniz. Fakat 3-3,5 saat sürüyormuş tadımlar haneriniz olsun.
Sonuç olarak, Alancha’yı dünya standardında servis ve kokteyl için mutlaka öneririm. Ama yemek kısmı herkese hitap etmeyebilir. Yine de buraya kadar gelmişken benim gibi yeni deneyimlere açıksanız deneyebilirsiniz.

Laganza

Laganza’ya rezervasyon yaptırdığımda en çok hoşuma giden şey, whatsapp’tan mekanın lokasyonunu telefonunuza özel mesaj atmaları ve restoranın bir fotoğrafı ile birlikte “akşama sizi bekliyoruz” şeklinde bir resim göndermeleri oldu. Fakat yemekleri için “bayıldım” diyemeyeceğim maalesef. Kötü değiller ama aklımda da kalmadılar. Bir de mekan küçük ve mutfak hemen ortada olduğu için, masalar sokak üzerinde olmasına rağmen dışarıya ağır bir koku yayılıyor. Her ne kadar yemek pişirme bitince koku gitse de bu çok hoşuma gitmedi. Bunun yanında garsonları ilgili. İstediklerinizi yerine getirmek için gerçekten çalışıyorlar. Burda da çok çeşit olmasa da içerdeki masadan istediğiniz mezeleri seçip daha sonra üstüne et çeşitlerinden istediğinizle akşam yemeğinizi tamamlayabilirsiniz. Şarap seçimi yok maalesef, tek çeşit şarap var.

Laganza Alaçatı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Hacı Memiş Mah. Tel 0232 7160166)

Asma Yaprağı

Çok meşhur Asma Yaprağı’na rezervasyon yaptırmak için günler günler öncesinden aramanız gerekiyor. Lakin biz de ağustosun başlarında arayıp 20’lerinde anca yer bulabildik. Fakat eğer gece 10-11 civarlarında yemek yemeyi göze alıyorsanız, rezervasyonunuz olmasa da kapısından uğrayıp “boşalan masa var mı” diye de sorabilirsiniz.

Bu çok meşhur ve her gün, her zaman dolu olan hatta eğer 15 dak. geç kalırsanız ve haber vermezseniz rezervasyonunuzun iptal olabileceği yere biz de büyük merakla gittik. Gidince büyük merakımız büyük bir hayal kırıklığına, sonrasında da hatta büyük bir kızgınlığa çevrildi. İlk olarak çok ünlü ve müşteri derdi olmayan restoranların nasıl da bir süre sonra müşterilerine fazlalık gözüyle baktıklarını ve koca bir klişe haline geldiklerini deneyimlemiş olduk.

Hacı Memiş’de o tatlı, yeşil renkli asma yaprağı kiler arabasından sağa girdiğinizde ağaçların gölgesindeki bir bahçe sizi karşılıyor. Ortam, servisde kullanılan emayeler, mezelerin görüntüsü herşey konseptte çok hoş ve güzel. Fakat bu resmin içine girdiğinizde rahatsızlık her yerden sizi bulmaya başlıyor. Öncelikle içeri girdiğinizde sıcak bir hoşgeldiniz yerine soğuk bir karşılama ile karşılaşıyorsunuz. Yerinize oturup garsonun sizi mezeleri seçmek için mutfağa çağırmasını bekliyorsunuz. Tabii bunlar olurken suyunuzu ve içeceğinizi garsonun servis etmesini beklemeyin. Çünkü Asma Yaprağı’ndasınız ve orası yoğun bir yer. Suyunuzu da kendiniz servis ediverin ne olacak yani. Mezelerinizi görünce biraz heyecanlanıyorsunuz ve “olsun hiç değilse değişik şeyler deneyeceğim” diyorsunuz ama tadlarına bakınca günlerdir neden beklediğinize anlam veremiyorsunuz. Kızılcık şerbetli zeytinyağlı sarma, aile reçetesi balbaklı meze, sakızlı patlıcan konseptte çok güzel ama önünüze sunuluş şekli ve ilgisizlik yemekleri anlamsızlaştırıyor. Yan masadaki ünlü bir aile son derece iyi hizmet görürken aslında garsonların iyi hizmet verebilme kapasitesinde olup bunu sınırlı sayıda kullanmayı tercih ettiklerini fark ediyorsunuz.

Vitrinde güzel gözükmesinin dışında, tek iyi yanının meze porsiyonlarının büyük olması olan Asma Yaprağı’ndan yemeklerimizi yer yemez kalkıyoruz. Sanırım bu sanki “zorla birşey yapıyormuşsun” hissi başkalarını da bulmuş olacak ki foursquare’deki sayfalarında en güncel yorumların bu yönde olduğunu görüyorum. Kısacası büyük ihtimalle siz de Alaçatı’da tatile gelmiş ve orayı rezervasyon için arayıp, yüksek sezon diye yedek listeye girmişseniz üzülmeyin. Hiçbir şey kaybetmediniz.

(Adres 1005 Sok. No:50, İzmir Tel 0232 716 0178)

Viento Alaçatı Otel

Viento Alaçatı Otel tam bir kahvaltı vahası. Uzun uzun kahvaltınızı edip arkasından gazetenizi okurken ya da sohbetinize devam ederken kahve içmek için birebir. Biz geç gittiğimiz için kahvaltı servisleri bitecek olmasına rağmen mutfağı kapatmayıp son derece ilgili ve güleryüzlü davrandıkları için ayrıca gönlümüzü kazandılar. (Malum Alaçatı’da paranla rezil olmamak için güleryüz ekstra bir özellik olarak aranıyor artık.)

Serpme kahvaltının yanında söyleyebileceğiniz birçok tatları mevcut. Kahvaltılarının bence en önemli ve olmazsa olmaz özelliklerinden biri bütün ürünlerinin yerli üreticilerden alınması, zeytinyağlarının kendi çiftliklerinden gelmesi ve reçellerinde hiçbir katkı maddesi veya suni tatlandırıcı bulunmaması. Bunun yanında kahvaltı ile gelen pişi İNANILMAZ lezzetli. O pişinin üstüne süreceğiniz karadut reçelli tatlı lor peyniri uzun süre damağınızda kalacak.

Otelin avlusundaki kahvaltı alanı o kadar güzel ki kahvaltı merasimi bittikten sonra oradan kalkmak istemeyeceğinize eminim. Tuvaletlerden, oturma alanlarına, kapılardan, süslemelere kadar her yer ilham ve güzellik noktası. En önemlisi ise ne kadar kalabalık olursa olsun size son derece güleryüzlü davranıp rahat etmeniz için elinden gelenleri yapmaları. Bence Alaçatı’ya gelirseniz mutlaka buraya kahvaltı için uğramalı ve kendinizi şımartmalısınız.

viento alaçatı otel

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

viento alaçatı otel

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Traktör

Traktör tam yemek yedikten sonra geceye devam etmelik bir bar. Gündüz de cafe olarak yemek yemeye vs gidebilirsiniz fakat ben bar haline bayıldım. Ortamı çok güzel ve rahat, duvardaki tablo şahane ve müzikler çok iyi. Arka bahçesi de olsa da ben içini ve ön, sokak tarafını daha çok beğendim. Ama eğer sohbet havanızdaysanız arka bahçeye konumlanın çünkü müzik ilerleyen saatlerde bayağı yükseliyor. İçkilere gelince klasik kokteyllere ek olarak, gurme kokteylleri de mevcut. Bunlar genelde taze meyvelerle yapılan kokteyller ama eğer ellerinde yoksa o sırada içemiyorsunuz tabi. Benim favorim Mully oldu. İçinde Bacardi, lime, fesleğen ve karadut var. Karaduttan dolayı yapısı tam olarak sıvı değil. Çok fresh bir içki ama sezondan dolayı mı bilmiyorum alkol miktarı az geldi bana. Hoş sonra tekrar gittiğimde aldığım mojitosunun alkol miktarı yerindeydi. Yani biraz şans işi sanırım. Kokteyllerin fiyatları genelde 40TL.

(Alaçatı Mahallesi 11005 No 25/A Hacı Memiş Mah.)

Agrilia

Agrilia, Alaçatı’nın en eski restoranlarından biri. Su’dan Palas’da kahvaltı yaparken restoran sahibinin turistlere yer önerirken “yemek yemek için Agrilia’yı tek geçerim” sözünü duyunca beklentimiz biraz yüksek, denemeye karar verdik. Kendisi özünde bir “steakhouse” olduğu için bütün yemeklerden deneyemesem de vejetaryenler için makarna, salata, peynir tabağı (özellikle sıcak gelen keçi peyniri tabağı çok iyi) ile başlangıçları mevcut. Fakat unutamadığım bir lezzet ile de karşılaşmadım. Et yiyen arkadaşlarımız da bayılmadılar. Yine de yemeklerdeki buğdayların genetiği oynanmış buğday yerine siyez buğdayı olması başarılı ve yerinde bir ayrıntı olmuş. Tatlılarından taze bademle doldurulmuş, biberli çikolata ile kaplanmış “incir karası” tatlılarını çok özenilmiş bulmasak da çikolatalı veya “dulce de leche (sütlü bir sos)” profiterollerini çok beğendik. Yanına soğuk beyaz şarap ile harika oluyor.

Bunların yanında bahçesinin özellikle ortada oturuyorsanız çok karanlık olması, ciddi anlamda ne yediğinizi görmenizi engelliyor. Bu konuya bir çözüm bulmalılar bence. Servis ve güleryüz ise gayet yerinde. Eğer isterseniz evinize giderken kendi yapımları hardalları, limon yağları veya zeytinyağlarından satın alabilirsiniz.

(3041 Sokak No 3 Tel 0232 7168594)

Demlik Kahvaltı

Bu sefer Hacı Memiş’den değil de benim bayıldığım ve akşam üstü koşuları için aşık olduğum Çamlık Yol üzerindeki Demlik Kahvaltı’dan bahsedicem. Kahvaltısı mükemmel mi, bence hayır değil ama alternatif olması adına gidilebilir. “Demlik Böreği” dedikleri sarmal bir börekleri var. Yanında domates sosu ve yoğurt ile geliyor. Bayağı büyük ve otlu ile kıymalı çeşitleri var. Ayrıca tarihini bilmemekle birlikte gazetede “Alaçatı’nın en iyi geç kahvaltıcısı”ndan biri olarak seçilmiş. Bir de sizin için fark eder mi bilmiyorum ama her gittiğinizde bir ünlü ile karşılaşıyorsunuz. Ben dünyalar tatlısı Engin Günaydın ile kahvaltı yapmayı çok sevdim :)

(Rıza Ertan Cad. No:109 Çamlık Yol Üzeri Tel 0232 7167959)

Eflatun

Eflatun’un en avantajlı özelliği Hacı Memiş’de yanyana dizilen bütün restoranların neredeyse merkezi konumunda olması. Yemekler ok, tavsiyem küçük arka bahçesi yerine sokak tarafında oturmanız olur. Fakat eğer restoranın hemen önündeki masalarda değil de yolun karşı tarafındaki masalarda oturuyorsanız, sokaktan çok fazla insan geçtiği için kendinizi restoranda değil de yolun ortasında bir yerde gibi hissedebilirsiniz. O yüzden benim bir daha gitmeyi düşünmeyeceğim bir yer oldu. Özellikle eğer iki kişi iseniz, mutlaka telefonda rezervasyon yaparken restoranın yan ara sokağında masa ayırtmamanızı öneririm. Çünkü restoran ile alakası olmayan, daracık boş bir ara sokakta yemeğinizi yiyorsunuz ki hiç keyifli olmuyor.

1850 Otel Alaçatı

Yukarıda yazdığım Fava restoran ile aynı sahiplere ait 1850 Otel’in kahvaltısı çok da mükemmel değil. Kahvaltı set menülerinin içinde o günkü duruma göre gözleme, pişi ya da börek servisi yapıyorlar.

Sedir Kahvaltı Evi

Sedir Kahvaltı evi Hacı Memiş’deki kahvaltıcılar gibi süslü püslü değil ama kahvaltı konusunda sizi tıka basa doyurup gözünüze değil midenize hitap edecek bir yer. Haftasonları akşam üstlerine kadar kalabalık olan Sedir’i, özellikle bir gece öncesinden çok içmişseniz mutlaka denemelisiniz. Lakin patentini aldıkları bruschetta tarzı “simit dolma”ları, tuzlu kocaman krepleri, peyniri aya uzanan mıhlamaları, semaverdeki çayları, ezmeleri ve peynirli menemenleriyle sizi hangover’lıktan kurtarıp gün boyunca tok gezmenizi sağlayacak. Her seferinde siparişlere doyamadığımız Sedir’de maalesef masaya gelen anında bittiği için adam akıllı fotoğrafı da yok :)

(Fahrettin Paşa Mah. Küme Evler Çeşme Tel 0232 7120373)

BEACH’LER

Bonjour Beach

Bonjour Beach’i tuttuğumuz evin hemen yanında yaşayan İzmirlilerden duyduk. Sakin ve nezih olduğu için orayı tercih ediyorlarmış. Biz de gidip deneyince düzenli müşterileri olduk. Ben, diğer kalabalık ve sadece tatilcilerin dolu olduğu beach’lere alternatif olduğu için burayı beğendim. Hem loca vs adı altında sizi kazıklamaya çalışmıyorlar, hem de gelen insanların amacı basitçe güneşlenmek ve denize girmek. Yeri Boyalık mevkinde, 7800 Çeşme’yi geçtikten yaklaşık 1,5 km sonra. Beach’e giriş ücreti yok, sadece kişi başı 35TL harcama yapmanız gerekiyor. Suyu temiz ve güzel. İşletme çok iyi, saygılı ve temiz. Yemekleri lezzetli. Çok da güzel ve zevkli alternatif müzikler çalıyorlar. Civarda oturan ev sahiplerinin, düzenli gelen yazlıkçıların tercihi olmasıyla gerçekten nezih, rahat edebileceğiniz bir yer. Akşamları yoga seanslarının bile yapıldığı Bonjour’da, kışları Hindistan/Goa’da yaşayan sahiplerinin oradan getirdikleri Hint takıları, doğal taşlar ve küçük buddha heykellerinden de satın alabilirsiniz.

(Boyalık Mevkii Tel 0232 7129595)

Before Sunset Beach

Azmak Koyu’ndaki Before Sunset’i happy hour partileriyle duymuşsunuzdur. Sadece cuma, cumartesi, pazar günleri olan bu partileri bir yana, genel olarak beach bölümü güzel fakat birtakım “beach kurnazlıkları” mevcut. İlk olarak kapıda izbandut gibi güvenlik diyebileceğim suratsız bir adam sizi karşılıyor. (Gündüz kumsala girerken güvenlik ne demek onu anlayabilmiş değilim tabii) Sanki siz para verip de içeriye girmeyeceksiniz de onlar sizi aldıkları için minnettar olmanız gereken bir tavrı vardı bu güvenlik arkadaşın. İnsan İstanbul’da kraldan çok kralcı bu tarz güvenlik ve garsonlardan bıkmışken, tatilde de böyle insanlarla karşılaşmak istemiyor tabi. Giriş ücreti olan 40TL’yi verdikten sonra girdiğiniz beach, haftaiçleri güzel ve sakin. Öyle çok büyük değil ve yemek menüleri çeşit olarak zengin.

Bazı müşterilerin sezonluk şezlong kapatıp, o gün gelmeyecek olsa da kimseye verilmeyen boş şezlongları ve küstah mı samimi mi anlam veremediğim garsonları ile birtakım sonradan görmelik davranışlarla karşılaşabiliyorsunuz. Bunların dışında huzurlu ve güzel olabilecek bir beach.

unnamed (1)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

before sunset beach çeşme

 

 

 

 

Fun Beach

Fun Beach, Fly-Inn’in orada Altınkum’da bulunuyor. Yıllardır olan bu beach’i tekrar bir denemek istedik. İzlenimlerim de çok garip oldu. İlk olarak, giriş 45 TL ve bu ücrete bir soğuk içecek dahil. Fly-Inn gibi burasının da alanı çok büyük. Tek iyi tarafı deniz üzerinde şişme iceberg, dinlenme havuzu, tırmanma kulesi gibi aktivitelerinin olması. Fakat onun dışında Fun Beach bana adeta bir halk plajı imajı verdi. Çoluk çocuk çok fazla ve gelen insanlar her telden. Çalan şarkılar bazen güzel ama saat 18:00 civarı çıkan Rus dansçılar kendinizi adeta ucuz bir Antalya otelinde gibi hissettiriyor. Yani tüm bu karmakarışık özellikleriyle kaliteli mi değil mi bir türlü anlam veremedim. Fakat bir daha gideceğimi de sanmıyorum. Özellikle denizin hemen dibindeki tahtadan yapılma hepimizin bildiği basit bungalowları “loca” adı altında 750TL’ye vermeleri ve ön taraftaki şezlongları “rezerve” adı altında garsonlara bahşiş verilmesi durumunda vermeleri komik ve Türkiye manzarası olarak üzücü.

(Kum Kilise Mevkii Altınkum Çeşme Tel 0232 7221095)

Delikli Koy

Hiçbir işletmenin olmadığı ve umarım olmayacağı bakir koylardan biri Delikli Koy. Yeri Vol I‘de yazdığım Akvaryum Koy’undan sonra. Aslında gittikçe daha çok insanın keşfetmesi ile bakirlikten çıkıp kalabalıklaşmaya başlamış ama gelen insanların çoğu aynı kafada olan, keyif alma amaçlı kişiler. Umarım ileriki senelerde bu değişmez.

Alaçatı Soundpool

Alaçatı Soundpool, Alaçatı Beach Resort’un bünyesinde deniz manzaralı bir “infinity pool”dan oluşuyor. Partinin güzelini yakalarsanız havuzdan çıkmadan hem güzel müziğinizi dinleyip hem de içkilerinizi sipariş verebilirsiniz. Giriş ücreti olarak içeride kişi başı 100 TL’lik harcama yapmanız gerekiyor. Yok biz loca alalım gibi kafalara girmek istiyorsanız ki bence hiç gerek yok çünkü buranın anlamı havuzun içinde takılmak; o zaman 4 kişi iseniz 700 TL ödemeniz gerekiyor. Bu şekilde kişi sayısı arttıkça artıyor fiyat da.

“The Beach”

Aslında şimdi bahsedeceğim kumsal Akvaryum Koyu’ndan biraz yürüyünce bulunuyor ama daha önce birileri gitti mi; bir adı var mı bilmiyorum. Ama tam iki kayanın arasında kaldığı, sizi kimselerin görmediği ve küçücük kum plajıyla tamamen size ait olan bir yer olduğu için adını “the beach” koydum :) Tamamen alternatif, tamamen size ait. Yemeğinizi ve her şeyinizi alıp gece kampa bile kalabilirsiniz. Bunu yazdığım için artık keşfetmeye açık hale getirdiğimi biliyorum ama olsun :) Vol I’de bahsettiğim Akvaryum Koyu’na gelip arabanızı park ettikten sonra yürüyerek beyaz traverten tarzı yapıyı geçtiğinizde buraya ulaşıyorsunuz.

Alaçatı Akvaryum Koyu ,

(Adres : Kendiniz, dalga sesleri ve hiç kimse.)

ALIŞVERİŞ

Ojarna Tribal Tales 

Vol I yazısında Hacı Memiş’deki birçok ürünün gereksiz pahalılığından bahsetmiştim; Ojarna da ucuz olmamakla birlikte çok da pahalı değil. Ayrıca her yerde bulamayacağınız parçalar da mevcut. Adı üstünde tribal takılar, çok değişik kuş tüylü saç bantları, ayak bileklikleri ve küpeler istiyorsanız güzel şeyler satıyorlar. Sahibesi kışları Brezilya, Hindistan olmak üzere  farklı ülkelerdeki ashramlarda yaşayan ve bu yaz oralardan topladıklarını burada satmayı seçmiş biri. Yeri Hacı Memiş’in hemen girişinde Zeplin’in orda, Su’dan Palas’ın yanında.

Bashaques Concept Store

Önündeki mavi balonlardan dikkatinizi çekecek Bashaques Concept Store’da hem yüksek hem de makul fiyatlarda tasarım takılar ve ürünler bulabilirsiniz. Der Liebling, Yuka gibi İstanbul’da olan birçok marka burada satışa sunuluyor. Ayrıca düzenli tabloların sergilendiği küçücük bir galeri bölümleri de var.

bashaques concept store alacati_

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

bashaques concept store alacati

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gemici Şarap & Zeytinyağı

Alaçatı çarşının girişinde değirmenin hemen ordaki Gemici’de Alaçatı’ya has sakızlı şaraptan kendi yapımları zeytinyağı ve sabunlara kadar her şeyi bulabilirsiniz.

Keyfekeder Kitap Vs.

Keyfekeder yine çarşı girişinde değirmenin orada yer alıyor. Çok keyifli bir girişi var. İçeride okuma kitaplarından, konsept kitaplara kadar her şeyi bulabilirsiniz. Çok da canayakınlar.

Keyfekeder Kitap Alaçatı

bedest alaçatı

Gece hayatı olarak söylemeden geçemeyeceğim tek şey, nereye giderseniz gidin eğer paranızla rezil olmak ve sömürülmesi gereken aptal müşteri muamelesi görmek istemiyorsanız Alarga’ya gitmemenizi tavsiye etmek olacaktır.

Bonus : Çeşme’ye Gelmişken / Çeşme Yakınları Gidilecek Yerler

Uzbaş Çiftliği

Uzbaş Çiftliği Urla yakınlarındaki Ukuf Mevki’nde bulunuyor. Bu çiftlik bir bitki üretim çiftliği ve bence Çeşme’ye kadar gelmişken mutlaka görülmeli. Kocaman ama kocaman bir alana yayılmış çiftlikte ithal ve yerli bir sürü ağaç var. Zaten gittiğinizde her biri hakkında sizi bilgilendiriyorlar. Palmiyelere bayıldığım için binlerce palmiyenin yanyana üretildiği alanları görmek beni çok mutlu etti. Bir de 1000 yıllık zeytin ağaçlarının gövdesi ve onlar hakkında bilgi almak, zeytine ve zeytin ağacına olan saygımı bin kat daha arttırdı. 1500 yıl civarı yaşayan zeytin ağaçlarının bir-iki damarla bile yaşamaya devam etmeleri, koparılıp başka yere taşınsa bile gücünden dolayı tekrar kök salıp, ürün verebilmesi vs gibi ayrıntılar insanı hayrete düşürüyor.

Keyfekeder Kitap Alaçatı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Uzbas Ciftligi Urla

O kadar çok çeşit palmiye ve ağaç var ki insan olarak kendimizi bir an küçük hissettik :) Örneğin aşağıdaki ağacı Arjantin’den ithal etmişler. Fotodan belli olmasa da gövdesinde dikenler mevcut ve o dikenlerden eylül ayında çiçekler çıkıyor. Adı da gövdesindeki dikenlerden dolayı “maymun çıkmaz” :)

Çiftliğin sahibi Can bey, tüm bu ihtişamın ortasına kendine bir inşa etmiş. Çiftlikteki tüm bitkileri ve üretim alanlarını gezip, bu oksijen cennetinin ortasındaki evi de görünce bazı insanların nasıl da hobilerini işe çevirip hayatlarından keyif aldıklarına hayran kalıyorum.

(8028 Sokak No:26/A Kuşcular Urla Tel 0532 2001662)

Çiftlikten çıktıktan sonra şarap tadımı ve ödüllü şaraplar için Urla Şarapçılık sizi bekler :

Urla Şarapçılık

Urla Şarapçılık, Uzbaş Çiftliği’nin hemen orada bir şarap vahası. Zaten sahipleri de aynı kişiler. Mutlaka ama mutlaka uğramalısınız çünkü şarapları çok lezzetli, üstelik uluslararası yarışmalarla da her biri tescillenmiş. Ayrıca hemen üst katlarında “2 Rooms” adlı, 2 odalı otelleri de mevcut. Gittiğinizde Sedef hanım zaten güleryüzü ve sempatikliğiyle hemen sizi tadım odasına alıyor. Kendi tercihinize göre tadımlar yapabilirken, kendinizi ona da teslim edebilirsiniz.

Şarap rezervlerinde; bir adet Rose şarapları mevcut ve onu da 1,5 lt olarak satıyorlar. Özellikle yazın; roze veya beyaz şarabı seven ben, tadına bayıldım. Canlı somon rengine sahip büyük şişeleri o kadar güzel ki insanın hemen alıp eve götüresi geliyor. Aroması ise ahududu ve taze dağ çileğine eşlik eden bergamut ve portakal çiçeği. (Önerilen servis derecesi : 9-11°C)

China Wine Spirit Awards 2013, IWSC 2012, Int. Wine Challenge 2012 ve 2015 gibi ödüllere sahip.

Urla Serendias Roze Sek“i (2014) yazın içip mutlaka kendinizden geçmelisiniz.

Urla Sarapcılık Rose Sarap

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bize anlatılana göre herkesin kendisini duyup bu bağa geldiği şarap ise “Urla Vourla” (2013). Dünyadaki şarap yarışmalarından 8 adet ödüle sahip bu kırmızı şarap; karışık kırmızı ve siyah orman meyveleri içeren burnunda, tatlı baharat ve sedir notlarının yanı sıra yeşil zeytin ve dut pestili aromaları taşıyor. Diğerlerine oranla bitiminde deri ve baharat nüansları taşıdığı için biraz daha sert olan Urla Vourla, zaten anlatıldığı üzere tek başına içimlik değil de et yemeklerine eşlikçi olarak iyi gidiyormuş.

Tadı ile birlikte özellikle ambalajına bittiğimiz “Urla Tempus” (2013) ile takdim edilirken içen kişinin okuması için isminin ters yazıldığı (ah küçük detaylar!) “Nero d’Avola-Urla Karası” (2013) 10’ar adet ödüle sahip.

Özellikle Tempus uzun süreli yıllandırma için ideal bir şarapmış. Hemen içilecek ise, içime hazır derecede olsa bile (16-18°C) karafa alınarak servis edilmesi öneriliyor.

Benim ancak haklarında birkaç bilgi verebildiğim şarapların bütün özelliklerini, tüketilme önerilerini ve aldıkları ödülleri yanlarında verdikleri kitapçıkta bulabiliyorsunuz.

Sadece şarap değil, Uzbaş Çiftliği’nde gördüğünüz 1000 yıllık zeytin ağaçlarından yaptıkları zeytinyağlarından burada satın alabilirsiniz. Biz tabii ki hiç affetmedik ve hepsinden aldık :) Eğer isterseniz şaraplardan min. altı adet olması halinde Türkiye’nin her yerine ücretsiz kargo yapıyorlar. Zeytinyağlarından ise şişe limiti olmadan sipariş verebilirsiniz. (500ml. 30TL) Ayrıca özel etkinlikler ve davetlere de ev sahipliği yapıyorlar.

Kısacası gidin, yiyin, için, bağlardaki üzümlerin kokusunu içinize çekin ve şükredin :)

(Kuşçular Köyü, 8028 Sk. No 12 Ukuf Mevkii Urla Tel 0232 7590111)

Yengeç Restaurant

Çiftliği gezip, şarabınızı tadıp satın aldıktan sonra akşam yemeğinizi de marinadaki Yengeç’de yerseniz; Urla gününüz keyifle tamamlanmış demektir. Mezelerin hepsi lezzetli ve taze. İstediğinizi yiyin ama mutlaka üstüne dondurmalı tahin helvasını denememezlik etmeyin.

(Limaniçi No 8 Tel 0232 7520585)

Genel olarak Alaçatı’daki en favorilerimi topladığım yemek.com yazımı ise burada ağustosun son haftası bulabileceksiniz.

email
Tugce Uluurgun

I love talking about nothing. It is the only thing I know anything about.

1 Yorum

  • Cevapla Aralık 15, 2016

    MaryMJ

    Hello! My name is MaryMarkova, our compane need to advertise on your website. What is your prices? Thank you. Best regards, Mary.

Cevap yazin